7 Mayıs 2008 Çarşamba

İstanbul

İstanbul
çocukluğumun ve gençliğim geçtiği şehir, hem aldatıcı, hem zalim, kaprisli ama efsunlu, bir sevgili. sana neden bu kadar bağlandım, neydi beni etkileyen, halbuki hep kendime, defalarca senden nefret ettiği söyleyip dururdum. evet, ne zaman yaşadım gurbeti sen büyüdün içimde anamdan , babamdan, kardeşlerimden, hatta arkadaşlarımdan bile çok özlemiştim seni o günlerde, büyümüştün içimde. Fatih Sultan Mehmet, ve Ulubatlı Hasan gelirdi birde karada yürütülen gemiler sen ilk aklıma gelince. Süleymaniye, Sultanahmet, ahh Ayasofya, Topkapı Sarayı, Beyazıt ve Eminönü hele birde Boğaz ve Boğaz Köprüsü, Hisarlar karşılıklı bakışır bir yanda Anadolu diğer yanda Rumeli Galata Kulesi karada Kız Kulesi denizde dikili sanki yaşayan birer parça. evet Beyoğlu ve Taksim unutulur mu? ya Eyub Sultan.... neydi beni sana bu kadar bağlayan, nasıl aşık etmiştin kendine beni, sen aklıma ve yüreğime kazıyan güç neydi, ahh İstanbul. bebekliğim, ilk adımlarım ilk cümlelerim, çocukluğum, ilk aşkım, ilk heyanım, ilk kavgam, ilk hayal kırıklığım, ilk sevincim, ilk hüznüm, ve gençliğim evet gençliğimin ilk yıllarına kadar yani üniversiteyi kazanıp senden ayrılana kadar bütün ilkleri hep senin şefkatli kucağında yaşadım.. sonra ayrıldık, ama sen ne beni bırakıyordun ne de bana yeni ilkler yaşatmayı... her iki kelimemden biri sen olmuştun, ben kaçmak istedikçe senden, hep sana yaklaşıyordum, ahh İstanbul, anladım artık bunca şair ve yazar edip ve sanatkar ressam ve heykeltraş sultan ve krllar aşık ve ozanlar hepsinin senden neden bahsettiğini anladım. İstanbul, her şeyden kaçtım ama senden hayır, sakın beni bırakma İstanbul.

0 kişi demiş ki: