İstanbul
çocukluğumun ve gençliğim geçtiği şehir,
hem aldatıcı,
hem zalim,
kaprisli
ama efsunlu,
bir sevgili.
sana neden bu kadar bağlandım,
neydi beni etkileyen,
halbuki hep kendime,
defalarca senden nefret ettiği söyleyip dururdum.
evet,
ne zaman yaşadım
gurbeti sen büyüdün içimde
anamdan ,
babamdan,
kardeşlerimden,
hatta arkadaşlarımdan bile
çok özlemiştim seni
o günlerde,
büyümüştün içimde.
Fatih Sultan Mehmet,
ve
Ulubatlı Hasan
gelirdi birde
karada yürütülen gemiler
sen ilk aklıma gelince.
Süleymaniye,
Sultanahmet,
ahh Ayasofya,
Topkapı Sarayı,
Beyazıt
ve
Eminönü
hele birde
Boğaz ve Boğaz Köprüsü,
Hisarlar karşılıklı bakışır
bir yanda Anadolu
diğer yanda Rumeli
Galata Kulesi karada
Kız Kulesi denizde
dikili sanki yaşayan birer parça.
evet Beyoğlu ve Taksim unutulur mu?
ya Eyub Sultan....
neydi beni sana bu kadar bağlayan,
nasıl aşık etmiştin kendine beni,
sen aklıma ve yüreğime kazıyan güç neydi,
ahh İstanbul.
bebekliğim,
ilk adımlarım
ilk cümlelerim,
çocukluğum,
ilk aşkım,
ilk heyanım,
ilk kavgam,
ilk hayal kırıklığım,
ilk sevincim,
ilk hüznüm,
ve gençliğim
evet gençliğimin ilk yıllarına kadar
yani üniversiteyi kazanıp
senden ayrılana kadar
bütün ilkleri
hep senin şefkatli kucağında yaşadım..
sonra ayrıldık,
ama sen ne beni bırakıyordun
ne de bana yeni ilkler yaşatmayı...
her iki kelimemden biri sen olmuştun,
ben kaçmak istedikçe senden,
hep sana yaklaşıyordum,
ahh İstanbul,
anladım artık
bunca şair ve yazar
edip ve sanatkar
ressam ve heykeltraş
sultan ve krllar
aşık ve ozanlar
hepsinin senden neden bahsettiğini
anladım.
İstanbul,
her şeyden kaçtım
ama senden
hayır,
sakın beni bırakma
İstanbul.

