8 Şubat 2009 Pazar

Hayattan Kareler-1

HAYATIN İÇİNDEN BİR GECE
Dün gece aklıma bir çift göz geldi, gecenin içinde geceden karanlık bakan hüzün bakışlı bir çift göz. Bu bir çift gözün sahibini bir gece hastanenin acil servisinde sedyenin üstünde yaralı olarak görmüştüm. 5 yaşındaki küçük kız çocuğu... Yurtta bir arkadaş gıda zehirlenmesi olayına maruz kalınca hemen taksiye atıp apar topar acile götürmüştüm. Benim çok geç haberim olmuştu çocuk perişan olmuştu beti-benzi atmı, eeliri titriyordu. Neyse acile götürdüğümde doktorlar müşahade odasına aldılar. Beyaz önlüklü Doktor amcaya yalvar yakar bir serum taktıramadım. Arkadaş en az 2 saattir sürekli kusuyordu ve doğal olarak sıvı kaybı vardı ama nafile "Bana işimi sen mi öğreteceksin" diyerek beni odadan kovmak üzereydi ki kendisine "Hocam size işinizi öğretecek değilim ama bende o yurdun müdürüyüm ve öğrencim için endişeleniyorum" diye Müdür Bey çıkışınca tamam dedi hemşireye söyleyeyim. Çok tatlı bir bayan olmasıyla birlikte abus çehresiyle korkunç bir heykeli andıran hemşire bana yine mi iş çıkardınız dercesine suratıma baktı. Evet yorulmuştu mutlaka belki bir önceki gecede yine o nöbetçiydi ama ben çok bir şey istememiştim ki... Neyse ortamı ısıtmak için bi espri yapayım dedim ama Hemşire Abla (!) (ihtimal benimle yaşıttı belki bendende yaş olarak ufaktı ama bir aysberg gibi soğuk ve katıydı) yüzüme ters ters bakım çık diye bağırmaz mı. Neyse olay büyümeden odadan çıktım. Acil servisin koridorunda dolaşıyordum. Aman Allah'ım ne dehşet sahneleri vardı. Hastaların inlemeleri, yakınların endişeli bekleyişleri... İşte tam bu sırada karşılaştım o küçük kızla. Trafik kazası geçirmişti. Belden aşağısını tamamen alçıya almışlardı. İsmi neydi hiç hatırıma gelmiyor. O bakışları hiç aklımdan çıkmıyor. 5 yaşındaki bir çocuktan hep neşeler saçması, gülücükler dağıtması ve sevgi dolu bakışlar bekleriz ya. Hayır, bu bakışlar çok farklıydı. Acı mı, hüzün mü... Hayır, hayır bu hepsinden farklı bu bakışlar... Çok içimi acıtmıştı. Ah neler yapmadım bir tek, ufacık bir gülümseme yakalamak için, o masum ve temiz simada bir gül açması için.. Ama yok... Evet acısı vardı, ama o bakışlar acıyı ifade eden bakışlar değildi başkaydı... "Benim bu saatte burda ne işim var, bu beyaz şey ne üzerimde, anne ayağımın parmakları üşüyor, baba arkadaşlarım nerde?" diyen bakışlardı. Evet mahalle arasında aşırı hız yapan bir İnsan(cık) 2 yavrunun hayatına son vermiş ve birini uykuda olması gerektiği saatlerde hastanede bir sedyeye mahkum etmişti. Ne olacaktı şimdi? Doktor durumu ağır değil derken duymuştum, ama ileride anne olamayabilirmiş (!) aldığı darbeden dolayı. Şimdi nerde ne yapıyor bilmiyorum, dilerim iyileşmiştir. 3 sene oldu bu olayın üstünden, o bakışlar, bir çift göz ve meçhul bir isim var hala aklımda. Dilerim o yavrucak anne olabilir ve tamamen iyileşir. O gece sadece bu kadarla sınırlı değildi olan-biten. Bi ara kapıya doğru gittiğimde Acil Servisin kapısının önünde _ki neredeyse içeri girecek durumda- bir araç park etmiş Ambulans kapıya yaklaşamıyor ve sedye dahi giremiyor kapıdan hastalar kucaklarla taşınmak lütfuyla karşılaşıyorlar. Orada bulunan güvenlik görevlileriyle konuştum bu ne diye "Hiç sorma kardeşim adamın biri bırakıp gitmiş anons ettirdik kaç defa ama ne gelen ne giden" dedi. Ah güzel Ülkem ne garip canlılar besliyorsun sen dedim kendi kendime. Ama olmaz bu böyle olamazdı bir şeyler yapılmalı dedim. Ve aracın pencerelerini yoklamaya başladım. Evet evet biri yarım açılmıştı hemen bi arkadaştan yardım istedim ve daldım aracın içine. Kapıyı açtım ve aracın el freni kaldırılıp kurtatdık Acil Servis kapısını bu işgalci araçtan. Bir kahraman olarak alkışlanmıştım. Evet olan-biten herşeye rağmen ufakda olsa bir işe yaramak çok güzeldi. Sonra tekrar içeri girdim. Arkadaş biraz kendine gelmiş ve takılan serumda bitmişt. Onu alıp yurda dönmek için kapıya doğru yürürken. Az önceki olaya şahit olanlar bir iltifat bir selam sağanağı. Arkadaşlar şaşkın. Ne oldu dercesine bakıyorlar gözlerimin içine. Yurda dönelim ben anlatırım sizlere dedim ve bir taksiye binip yurda geldik. Önce, Acil Servis kapısını işgalden nasıl kurtardığımı Muzaffer bir Komutan edasıyla anlattım, sonra o küçük kız çocğundan bahsettim saat epey ilerlemişti herkes uyumaya gitti. Benim ise gözlerimin önünde hep o bir çift siyah göz vardı. Günlerce arkadaşlarıma anlatmıştım o bir çift gözü. Dilerim hayata umutla bakarsın siyah gözlü, hüzün bakışlı ve meçhul, tatlı ve masum olan küçük kız. Sen acıyla çok erken tanıştın yavrum...
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Powered By Blogger